09/محرم/1442

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın Muharrem ayı ve Kerbela Mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın Muharrem ayı ve Kerbela Mesajı

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın Muharrem ayı ve Kerbela Mesajı

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Muharrem ayı ve Kerbela mesajında,“Kerbelâ faciasına dair hissettiğimiz acı ve üzüntü, bizleri asla haktan, insaftan ve adaletten ayırmamalıdır. Duygularımız, sözlerimiz ve davranışlarımız, ümmet birliğimizi yakacak yeni acıların kıvılcımı olmamalıdır” dedi

Muharrem ayının 10. günü, Müslüman toplumların bilgi ve kültür hafızasında peygamberler tarihinden önemli hatıralar ve mesajlar barındıran önemli bir zamandır. “Aşûre” diye isimlendirilen bu günün milletimiz ve İslam âleminin birlik beraberliğine; insanlığın hidayet ve iyiliğine vesile olmasını diliyorum.

İnsanlık tarihinde birçok önemli olaya sahne olan Aşûre günü, aynı zamanda İslam tarihinin en üzücü olaylarından biri olan Kerbelâ faciasının da vuku bulduğu tarihtir. Hicri 61 yılında sevgili Peygamberimizin “cennet gençlerinin efendisi” diye nitelediği torunu Hz. Hüseyin (ra) ile birlikte birçoğu Ehl-i beyt’ten 70 civarında mümin Kerbelâ’da acımasızca şehit edilmiştir.

Bu sebeple Kerbelâ, geçmişten günümüze ırkı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun bütün müminleri acılara gark eden derin bir yürek yarasının adıdır. Nitekim bu büyük acıyı yüreğinde taşıyan her Müslüman, Hz. Hüseyin’e ve Ehl-i beyt’e bu zulmü reva gören anlayışı tarih boyunca hep kınayarak vicdanlarda mahkûm etmiş, buna mukabil, Hz. Hüseyin ve tüm Kerbelâ şehitlerini ise büyük bir özlem, muhabbet ve rahmetle yâd etmiştir.

Asırlardır mümin gönülleri büyük bir ızdıraba düçar eden bu elim olay karşısında bütün Müslümanlara düşen en önemli görev ise; akl-ı selim ile hareket ederek Kerbelâ’yı doğru okuyup iyi anlamaktır. Söz konusu acı hadisenin sebepleri ve sonuçları üzerinde etraflıca düşünerek İslam ümmetinin bugünü ve geleceği için gereken dersleri çıkarmaktır. Kuşkusuz bunu gerçekleştirmenin yolu da Hz. Hüseyin'in hayatını, ahlakını ve idealini doğru bir şekilde kavramaktan geçmektedir.

Bu bağlamda Hz. Hüseyin’in hayatına baktığımızda onun, toplumu ifsat eden kabilecilik ve kavmiyetçilik karşısında ümmet ve kardeşlik bilincinin ihyası için mücadele ettiğine şahit olmaktayız. En temel gayesinin, İslam toplumunda hak ve adaleti egemen kılmak ve Rasulüllah’ın miras olarak bıraktığı “güzel ahlak” üzere bir toplum inşa etmek olduğunu görmekteyiz. İşte Hz. Hüseyin, bu uğurda canıyla bedel ödemiş bir büyük şahsiyettir. Nitekim o, iman, sadakat, ahde vefa ve samimiyet hususunda abideleşen duruşuyla zulmün, haksızlığın, adaletsizliğin karşısına dikilmiş ve şehadetiyle zulme ve zalimlere galebe çalmıştır.

Bu itibarla Hz. Hüseyin'i sevmek ve onun yolunda olmak, dünyanın neresinde olursa olsun ve kimden gelirse gelsin her türlü zulüm, haksızlık, ayrımcılık ve zorbalığın karşısında durarak uhuvvet, hakikat ve adaletin savunucusu olmaktır. Hz. Hüseyin’in şahsında tebarüz eden İslam’ın değer ve ilkelerinin yeryüzüne hâkim kılınması için özveriyle çalışmaktır. Bu yolda hakkın hatırını her şeyin üzerinde tutmak ve gerektiğinde hak, hakikat, adalet ve mukaddesat uğruna can verebilmektir.

Şunu özellikle ifade etmeliyim ki Kerbelâ faciasına dair hissettiğimiz acı ve üzüntü, bizleri asla haktan, insaftan ve adaletten ayırmamalıdır. Duygularımız, sözlerimiz ve davranışlarımız, ümmet birliğimizi yakacak yeni acıların kıvılcımı olmamalıdır. Bilakis Hz. Hüseyin’e duyduğumuz sevgi ve muhabbet, onun ideali olan vahdet ve kardeşlik bilinci ekseninde daha fazla kenetlenmemizi sağlamalıdır. Zira bugün, Müslümanlar olarak birlik ve beraberliğe duyduğumuz ihtiyaç, her zamankinden daha fazladır.

O halde, geçmişin acı hatıraları karşısında mümince bir feraset ve basireti kuşanarak sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz. Tarih boyunca aynı acılarla yanan ve aynı sevinçlerle heyecanlanan kalplerimizi, birlik ve kardeşlik duygularıyla doldurmalı; daha iyi bir gelecek inşa etmek için büyük bir gayret ve el birliği ile çalışmalıyız.

Bu vesileyle, başta Hz. Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerimiz olmak üzere Bedir’den Malazgirt’e, Çanakkale’den Sakarya’ya, 15 Temmuz’dan günümüze din, iman ve mukaddesat uğrunda, hak hakikat yolunda en aziz varlığı olan canlarını feda eden bütün şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle yâd ediyor; milletimizin ve tüm Müslümanların huzur, barış ve güven içerisinde bir hayat yaşamasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

                                                                                                                  

Prof. Dr. Ali ERBAŞ

                                                                                                                 Diyanet İşleri Başkanı