19 Ağustos 2019 Pazartesi

“Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”

 

  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”
  • “Daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey, bir ahlak inşasıdır”

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Başkanlıkta ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın merkez teşkilatlarında görev yapan personelle yaptığı bayramlaşmada, “Hepimiz ve bütün insanlık için daha güzel bir gelecek adına yapılması gereken en önemli şey; bireysel, toplumsal ve küresel boyutta bir ahlak inşasıdır” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın merkez teşkilatlarında görev yapan personelle bayramlaştı.

Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen bayramlaşmada konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, personelin Kurban Bayramı’nı tebrik etti.

Başkan Erbaş, hac mevsiminin ardından bir arada olduklarını ifade ederek “Dil, ırk, renk, kültür, ülke ve coğrafyaları farklı, milyonlarca Müslüman kutsal topraklarda bir araya geldi. Haccın en önemli özelliklerinden birisidir bu. Aynı inanç, duygu, dua ve yakarışlarla haccın menasikini yerine getirdi. Biz de 80 bini aşkın vatandaşımıza hac yolculuğunda rehberlik ettik” dedi.

Başkan Erbaş, geride bırakılan kurban bayramının Müslümanlık bilincinin ve kardeşliğin daha da güçlenmesine vesile olmasını temenni etti. 

Bayramların, Müslümanların ruhlarını diri tutan, hayata canlılık veren güzide zamanlar olduğunu belirten Başkan Erbaş, “Modern yaşayış biçimlerinin hayatımızı bütün yönleriyle etkisi altına aldığı, gerek bireysel gerekse sosyal bağlarımızın giderek anlamını yitirdiği bu çağda bayramlar, bizleri fıtratımızla buluşturan, sevgi ve kardeşlik bağlarımızı güçlendiren, birlik-beraberlik, paylaşma, dayanışma rahmet, merhamet ve kaynaşma günleridir” diye konuştu.

“Milletimiz Vekaletle Kurban Kesim Organizasyonu’na 454 bin hisse emanet etmiştir”

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının “Kurbanını paylaş, kardeşinle yakınlaş” temasıyla yürüttüğü vekâletle kurban organizasyonu memnun edici bir noktada tamamlandığını aktaran Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Milletimizin vekâletle bize emanet ettiği kurban sayısı geçen yılın da üzerine çıkarak 454 bine ulaşmıştır. Birçoğunuzda, vakfımızın bu hizmetine katılarak bayramı, ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde muhtaç ve mazlumlara yardım etmekle geçirdiniz. Bu güzel tablo bize iki şeyi açıkça gösteriyor. Birincisi, aziz milletimizin büyüklüğünü ve cömertliğini açıkça ortaya koyuyor. Milletimiz nerede bir mağdur ve muhtaç varsa yardım elini oraya uzatıyor. Hatta kendi sıkıntıları olsa dahi başkalarına yardım etmekten vazgeçmiyor. İkincisi, halkımız -elhamdülillah- Diyanet İşleri Başkanlığımıza ve Vakfımıza güveniyor. Milletimize, yaptığımız hizmetleri, hayata geçireceğimiz projeleri anlattığımızda, bize daha çok destek veriyor. Vekâletle kurban organizasyonumuz bunun en açık göstergesidir. Elbette yapılan bütün bu hizmetler sizin emekleriniz ve çalışmalarınızla gerçekleşiyor. Hepinize gayretlerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum.”

“İnsanın istikameti iman ve tevhide, değeri de güzel ahlaka sahip olmasına bağlıdır”

Yerel ve küresel ölçekte sürekli krizlerin konuşulduğu bir çağda, yaşanan en büyük problemin ahlak krizi olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, “Hepimiz ve bütün insanlık için daha güzel bir gelecek adına yapılması gerek en önemli şey; bireysel, toplumsal ve küresel boyutta bir ahlak inşasıdır.  Nitekim İslam inancının ve ibadetlerin birey ve toplumdaki en somut tezahürü de güzel ahlakın yaşanması değil midir? Dolayısıyla insanın istikameti iman ve tevhide, değeri de güzel ahlaka sahip olmasına bağlıdır. Bu açıdan yüce dinimiz İslam, bize tevhid ile Allah’a kullukta, güzel ahlak ile insani değerlerde buluşmayı öğretir. Yani Kur’an’ın temel hedefi, en özlü ve açık ifadesiyle, güzel ahlaka sahip bir insan, bir toplum ve bir dünya inşa etmektir” şeklinde konuştu.

“Ahlak, hayatın tamamını içine alan bir davranış biçimidir”

“İslam’ın Mekke döneminin en büyük özelliği, iman, tevhit, sabır ve fedakârlık ile bir ahlak ve karakter inşasının varlığıdır” diyen Başkan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mekke’de Kur’an ile inşa edilen o ahlak kısa sürede bir medeniyete dönüşmüştür. Bu meyanda, Yüce Allah, Peygamber efendimize; “Şüphesiz sen en güzel ahlak üzeresin” hitabıyla onun ahlakını bize örnek göstermektedir. Resul-i ekrem; “En hayırlınız, ahlaken en üstün olanınızdır” ve “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadisleriyle varlık gayesini ve mücadelesini güzel ahlakın ikamesi olarak özetlemektedir.

Bugün, güzel ahlaka dönüşmeyen bir inanışın en bariz menfi yansıması, tamamen şekle ve söyleme indirgenen bir dindarlık anlayışıdır. Dolayısıyla, öncelikle her birimiz, ibadetlerimizin ahlaka, sözlerimizin davranışa yansıyıp yansımadığını tefekkür ve muhasebe etmek zorundayız. Daha açık bir ifadeyle, varlık sebebi din hizmeti sunmak olan bir teşkilatta, milletimizin dini hayatına rehberlik eden kimseler olarak bütün davranışlarımızı güzel ahlak ekseninde her daim gözden geçirmeye mecburuz. Zira ahlak sadece belli alanlara mahsus bir durum değil, hayatın tamamını içine alan bir davranış biçimidir.”

Başkan Erbaş, çalışmalardaki niyetin ve samimiyetin önemine vurgu yaparak “Eğer bizim her alanda güzel ahlaka sahip olma adına bir niyetimiz ve gayretimiz varsa, elbette Allah onu destekleyecek, güzel ahlak sahibi kulunu asla mahcup etmeyecek, onun hayatını ve kazancını bereketli eyleyecek ve sözünü de tesirli kılacaktır. Diğer yandan tersi bir tutum ve davranışın da bize huzur ve bereket getirmeyeceği apaçık ortadadır” ifadelerini kullandı.

“Ahlaki değerler teorik zeminde tek başına bir şey ifade etmiyor”

“Toplumun rehberleri olarak bizim davranışlarımızdaki çelişkiler, Müslüman ahlakının temsili noktasında da kırılmalara sebep olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“Ortaya çıkacak değer erozyonunun en vahim neticesi ise söz konusu menfi tablonun, bilgisiz ve bu konuda gerekli dikkati göstermeyen kişi ve gruplarca dinin bizzat kendisine mâl edilmesi riskidir. Bu itibarla, dinimizin kötü bir temsil sebebiyle zarar görmemesi için hepimizin azami dikkat ve gayret göstermesi gerekiyor. Bu bağlamda iki hususun altını çizmek istiyorum. Birincisi, maalesef gittikçe örselen ahlaki değerleri farklı bakış açılarına göre değişip algılanabilen sübjektif değerlendirmelerden ve kaygan zeminden kurtarmamız gerekiyor. İkinci olarak da bu müşterek ahlaki ilkelerin, ortak bir davranış bilincine dönüştürülmesi ve yaşayan değerler olarak hayat tarzı haline getirilmesi gerekiyor. Çünkü ahlaki değerler teorik zeminde tek başına bir şey ifade etmiyor.”

Müslümanların ahlak konusunda kendi iç dünyalarında, ailesinde, arkadaşları arasında, işinde, toplumda kısacası her alanda kemali yakalamanın gayreti içinde olması gerektiğinin altını çizen Başkan Erbaş, “Kendi içinde güzel ahlakı tesis edemeyenlerin, toplumda ve nihayetinde dünyada insani değerleri ideal manada ikame etmeleri mümkün değildir. Bu sebeple fitne, iftira, dedikodu, suizan, tefrika gibi güzel ahlakı yaralayan söz, tutum, ve eylemlere karşı ortak bilince ve hassasiyete sahip olmak her şeyden önce imanımızın gereğidir” diye konuştu.

Güzel ahlakın yaygınlaşmasında Diyanet İşleri Başkanlığının personeline düşen sorumluluğu hatırlatan Başkan Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Toplumumuzun göz bebeği bir teşkilatta ulvi bir vazifeyi deruhte eden bizler, bireysel ahlaki değerleri kuşanarak yüksek bir özgüven ve ilkeli bir duruşla, kimlik sorunu yaşamadan, aidiyet ve mensubiyet şuurunu güçlendirerek toplumumuzun manevi hayatına rehberlik ve ahlaki önderlik yapmalıyız. Bu da ancak sizler gibi nitelikli kadrolar eliyle hayat bulur. Ben buradaki her bir kardeşimizin ahlakı ve gayretiyle bir değer olduğuna can-ı gönülden inanıyorum.  Onun için sizlerle bu ahlaki ilkeler çerçevesinde çalışmaktan her zaman bahtiyar olduğumu ifade etmek istiyorum.”

Bayramlaşmaya Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Dr. Selim Argun, Prof. Dr. Ramazan Muslu, Başkanlığın üst düzey yöneticileri ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfının merkez teşkilatında görev yapan personel katıldı.