26 Şubat 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afyonkarahisar’da hutbe irad etti

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afyonkarahisar’da hutbe irad etti

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afyonkarahisar’da hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afyonkarahisar’da hutbe irad etti

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş Afyonkarahisar'da yeni yapılan Paşa Camii'nde hutbe irad etti, cuma namazı kıldırdı

Cumanız mübarek olsun aziz kardeşlerim. Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyiniz. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şunları bizlere hatırlatmakatdır: “Zor zamanlarda duasının kabul edilmesini isteyen kişi, rahat zamanında da çokça dua etsin.”

Aziz Müminler!

Hayatımız boyunca pek çok sıkıntı, keder ve musibetlerle karşılaşmışızdır. İnsan olmamızın icabı bizim için bu mukadderdir.  Sonuçları ne olursa olsun başımıza gelen her olay, dünya imtihanının bir parçasıdır. Allah Rasülü Efendimiz, vefat eden yakınlarımızın ardından okumamızı tavsiye buyurduğu Mülk Suresinin ilk ayetlerini okuduğumuz zaman bunun bir hikmetinin olduğunu anlıyoruz. Bu nasihatin, bu tavsiyenin bir hikmeti olduğunu anlıyoruz. “Mülkü elinde bulunduran Allah’ın adı ne yücedir. Onun gücü her şeyin üzerindedir. O Allah ki, sizi imtihan etmek için ölümü de hayatı da O yaratmıştır. Bakalım hanginiz daha güzel işler yapıyorsunuz, şu dünya hayatında.” Ömür dediğimiz sermaye, aslında imtihan için bize tanınan sınırlı süredir. Önemli olan o süreyi iman ve salih ameller ile geçirebilmek, karşılaştığımız hadiseler karşısında doğru tavırlar ortaya koyabilmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”

Aziz Kardeşlerim!

İyi günlerimizde olduğu gibi, zor zamanlarda da Allah’a olan sevgimizden ve güvenimizden güç almalıyız. Çetin sınavlar karşısında mümin olarak öncelikli sorumluluğumuz, elimizden gelen bütün tedbirleri almaktır. Olaylara soğukkanlı ve metanetli yaklaşmak, çözüm için çaba sarf etmektir. Asla umutsuzluğa kapılmamak, inancımızı ve direncimizi kaybetmemektir.

Aziz Kardeşlerim!

Sebeplere başvuran; ilmin, aklın ve tecrübenin ışığında her türlü tedbiri alan mümin, aynı zamanda tevekkül etmeyi ve ilâhî takdire rıza göstermeyi bilmelidir. İsyan ve taşkınlıkla değil, teslimiyet ve sekînetle hareket etmelidir. Korku, endişe ve karamsarlıktan uzak kalarak, Rabbinin mutlak iradesine sığınmalıdır. En güvenli sığınak, Cenâb-ı Hakk’ın eşsiz kudreti, ilim ve hikmeti, yardım ve inayetidir. O’na olan inancını bir an bile yitirmemek, O’na dayanmak, O’na güvenmek ve O’ndan yardım dilemek müminin hayat ışığıdır. Dua ve niyazla, tevbe ve istiğfarla, hamd ve şükürle Allah’a iltica etmek, kulluğun özüdür.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde müminin çok güzel bir özelliğine vurgu yapmaktadır: “Müminin durumu ne hoştur! Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına sevinecek bir hâl geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde sabreder; bu da onun için hayır olur.”

O halde, aziz kardeşlerim, müminin Rabbine dayanarak, kendine güvenerek ve kardeşleriyle yardımlaşarak zorlukları aşabileceğini unutmayalım. Yaşadığımız olayları ibret ve ferasetle okuyalım. Sorumluluk bilinci ve nefis muhasebesi çerçevesinde değerlendirelim. Üzerimize düşeni yaptığımızdan emin olalım. Bu dünyanın sınavlarını azim, sabır ve şükür terazisinde tartalım. Hayatta güçlü olmak için ibadet, dua, tefekkür ve tevekkülle maneviyatımızı canlı tutalım. Rabbim hepimizi dünya imtihanını başarılı bir şekilde kazanarak Allah’ın rızasını kazanan kullarından eylesin.