27 Nisan 2021 Salı

“Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”

 

  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”
  • “Ülkemiz, kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur”

 

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Ülkemiz, yakın tarihte kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur. Bu sebeple ülkemizin zekât potansiyelinin yurt içinde ve yurt dışındaki Müslümanlara ulaştırılmasında görev üstlenmek, bu güzide kurumun mensupları için vazgeçilmez bir sorumluluktur” dedi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, tüm müftü ve müftü yardımcılarıyla çevrim içi toplantı yaptı.

Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticilerinin de katıldığı toplantıda, Ramazanda yürütülen din hizmetleri ve yardım faaliyetleri değerlendirildi.

Diyanet İşleri Başkan Erbaş, toplantıda yaptığı konuşmada, toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, “Ramazan-ı şerifin rahmet günlerini idrak ettik. Mağfiret günlerini yaşıyoruz. Tekrar her birinizin Ramazan-ı şerifini tebrik ediyorum. Rabbimiz bu mübarek ayın sonunu her birimiz için her türlü azaptan kurtuluşa vesile eylesin.” dedi. 

Ramazan ayının müminlerin hayatına getirdiği sayısız nimetler ve güzelliklerin olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Tüm bunların karşısında bizlerin iki büyük sorumluluğumuz var;  Birincisi, bu ayın ve ibadetin getirdiği hakikatleri kalbimizde, hayatımızda ve ailemizde hakkıyla yaşamak.  İkincisi, başta aziz milletimiz olmak üzere insanlığın, Ramazan ayının feyiz ve bereketinden tam manasıyla istifade edebilmesi için, onlara rehberlik etmek. Bunun için canla başla çalışmak.” diye konuştu.

Başkan Erbaş, Ramazan ayının, Rahman ve Rahim olan Allah’ın Müslümanlara lütfettiği müstesna bir armağan olduğunu belirterek, “Gönüllere nezaket ve incelik kazandıran, insanları iyiliğe, erdeme ve güzel ahlaka yönelten bir mektep olarak Ramazan ayı, bizleri insafa, infaka, merhamete, adalete ve yardımlaşmaya davet eder. Her türlü günah ve hatadan hicret imkânı sunarak bizleri ilahi affa ve mağfirete eriştirir.” ifadelerini kullandı.

“Bugün insanlık Ramazan ayının getirdiği güzelliklere ve nimetlere muhtaçtır”

Ramazan ayının her yönüyle kişisel ve toplumsal yaralara merhem, acılara ilaç, hastalıklara şifa ve buhranlara deva vesilesi olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, “Bugün insanlık tam anlamıyla Ramazan ayının getirdiği bu ve benzeri güzelliklere ve nimetlere muhtaçtır. Ve insanlığı, en yakınımızdan başlayarak muhtaç olduğu bu değerlerle buluşturmak, tanıştırmak bizim en önemli vazifelerimizden birisidir Hem insanlık vazifemiz hem kulluk sorumluluğumuz hem de yasal görevimizdir.  Rabbimiz muvaffak eylesin, yardım eylesin, mahcup etmesin.” şeklinde konuştu.

“Bizler, milletimize ve tüm insanlığa hizmet yolunda yaptıklarımızla yetinmemeliyiz”

Bu Ramazan ayının da salgın hastalığın gölgesinde buruk ve mahzun bir şekilde idrak edildiğine işaret eden Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Elbette her sıkıntının arkasında gizlenmiş sayısız nimetler bulunduğuna ve bütün hayırların anahtarının Rabbimizin sonsuz kudret elinde olduğuna inancımız tamdır. Bu itibarla bizler asla ümitsizliğe, yılgınlığa, bitkinliğe ve çaresizliğe teslim olamayız. Zira, aziz bir milletin mihmandarlığını yaptığımız bu yolda önemli bir göreve, yetkiye ve sorumluluğa sahibiz. Bilmeliyiz ki aziz hocalarım böylesine zor zamanlarda sorumluluk sahibi kimselere, milletin manevi önderlerine daha büyük fedakârlıklar düşmektedir. Dolayısıyla bizler, Milletimize, insanımıza ve tüm insanlığa hizmet yolunda asla yaptıklarımızla yetinmemeli ve sorumluluğumuzun gerektirdiğinden daha fazlasını ortaya koymaya çalışmalıyız. Bu zor süreçte daha çok çalışmak ve daha fazla hizmet üretmek durumundayız. Buna mecburuz.”

Başkan Erbaş, dine ve millete hizmet namına daima daha iyisini yapmanın gayreti içerisinde olunması gerektiğinin altını çizerek, “Milletimize ve insanlığa hizmet yolunda yüz adım atma imkânımız ve takatimiz varken şayet doksan adımda bırakırsak Allah bize on adımın hesabını soracaktır. Bunu da aklımızdan çıkarmamalıyız.” ifadelerini kullandı.

“Ramazan ayı aynı zamanda yardımlaşma ve paylaşma mevsimidir”

Ramazan ayının derinlikli bir ibadet ayı olmasının yanında aynı zamanda bir yardımlaşma ve paylaşma mevsimi olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“Bu ayda sadakalarımız, fitrelerimiz ve zekâtlarımızla gönüller birleşmekte, kardeşlik duyguları pekişmekte ve hayat daha da bereketlenmektedir. Salgın sebebiyle tam kapanma ve kısıtlamalar gönüllerimizi birbirimize açmaya asla mânî değildir. Bilakis aynî ve nakdî yardımlarla gönüller ve dualar buluştuğunda zorluklar kolaylaşacak, Rahman olan Rabbimizin rahmet ve inayeti yeryüzünü kuşatacaktır. Bu anlamda insanlığın vicdan yükünü omuzlayan Türkiye Diyanet Vakfımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız ile birlikte her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan vesilesiyle yardım organizasyonlarını bütün hızıyla sürdürmektedir. Sizler de gece gündüz demeden bu seferberliğin içinde koşturuyorsunuz.”

Başkan Erbaş, “Kardeşlerini Unutma Beklenen Sensin” temasıyla yürütülen 2021 yılı Ramazan programı kapsamında yurt içinde 81 il ve tüm ilçelerde, yurt dışında da 75 ülke 208 bölgede Ramazan’ın manevini iklimini yaşatmaya çalıştıklarını kaydetti.

“Zekât, varlıklı Müslümanları ihtiyaç sahibi Müslümanlara ulaştıran mühim bir köprüdür”

Kimsesizlerin kimsesi olmaya ve dünyanın dört bir yanında veren ellerle alan elleri buluşturmaya devam ettiklerini ifade eden Başkan Erbaş, şunları söyledi:

“Bu anlamda en büyük imkânlarımızdan ve ibadetlerimizden birisi zekât ibadetidir. Malumunuz olduğu üzere zekât; Müslümanların hem bireysel hem de toplumsal hayatına doğrudan temas eden en temel ibadettir. Zekât, varlıklı Müslümanları ihtiyaç sahibi Müslümanlara ulaştıran mühim bir köprüdür. Onları aynı duada buluşturan önemli bir değerdir. Diğer taraftan zekât, toplumda dinî ve ahlâkî değerleri yücelten, sosyal yapıyı güçlendiren, ekonomik hayata canlılık getiren sosyal bir ibadettir. Zihin ve gönül dünyamızı aydınlatan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle zekât, fakirin hakkıdır ve onun ifası, kişinin maddî ve manevi yönden arınmasını ve malının kul hakkından temizlenmesini temin etmektedir. Bu itibarla Müslüman, zekât vererek hem mali bir ibadeti yerine getirmiş olmakta, hem de Rabbine karşı sorumluluğunu eda ederek maddi ve manevi kirlerinden arınmaktadır.”

“Diyanet olarak zekât ibadetinin hükümlerine tam bir bağlılık içinde hizmet üretiyoruz”

Başkan Erbaş, zekât verecek vatandaşlara en güzel şekilde rehberlik yapmak ve zekâtlarla muhtaçları buluşturmak için Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde “Zekât Müdürlüğü” isminde bir birim oluşturduklarını ifade ederek, “Bu doğrultuda vatandaşlarımızın zekât ibadetlerini noksansız ve huzurlu bir şekilde ifa edebilmeleri için Diyanet İşleri Başkanlığı olarak inancımızın ilkelerine ve zekât ibadetinin hükümlerine tam bir bağlılık ve büyük bir titizlik içinde hizmet üretmeye devam ediyoruz. Yapılan geri dönüşlerle, Vakfımıza emanet edilen zekâtların sarf edilmesi mümkün olan 8 sınıf yerden birine harcandığını, bağışçıya şeffaf bir şekilde göstermek suretiyle vatandaşlarımızın kalben mutmain ve müsterih olmalarını temin etmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.  

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak, her türlü siyasi, ideolojik görüşün üstünde, hiçbir mezhep-meşrep ayrımı yapmadan bütün topluma hizmet ettiklerinin altını çizen Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“İslam’ın inanç, ibadet, muamelat ve ahlak ilkelerini/hükümlerini en doğru ve en etkili şekilde insanımıza öğretmekle mükellefiz. Bu bakımdan insanlığın zor süreçlerden geçtiği, dünya nüfusunun yarısının yoksulluk içinde yaşadığı günümüzde dinimizin ilkeleri arasında öne çıkarılması gereken bir konu varsa onun da zekât olması gerektiği aşikârdır. Bu meyanda, milletimizin zekât vermek için gerçek muhtaçları ve güvenilir kurumları aradığı bir dönemde zekât ibadetinin anlatılması ve izah edilmesi oldukça önem arz etmektedir. Milletimizin güvenine layık bir çalışmayla bu konuda onlara rehberlik etmek bizlerin en başta gelen sorumluluklarından biridir. Bu sebeple namaz ibadetinde olduğu gibi zekât konusunda da milletimizi aydınlatmalı ve bu önemli ibadetin ve sosyal sorumluluğun yerine getirilmesi için onlara şevk ve heyecan vermeli, onlara rehberlik etmeliyiz.  Zira Kur’an’ı Kerim’de namaz ve zekât peş peşe, birbirinden ayrılmaz iki ibadet olarak emredilmektedir.”

“Türkiye Diyanet Vakfımızın hâlihazırda zekât verilebilecek en güvenilir kurumlardan biridir”

Başkan Erbaş, zekâtın tüm yeryüzünde fakirliği ve yoksulluğu bitirecek önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye Diyanet Vakfımızın hâlihazırda zekât verilebilecek en güvenilir kurumlardan biri olduğunun halkımıza sizler vasıtasıyla anlatılması oldukça önem arz etmektedir. Zira ülkemiz, yakın tarihte kurban ve zekât gibi kavramları istismar eden grupların açık ihanetine şahit olmuştur. Bu sebeple ülkemizin zekât potansiyelinin yurt içinde ve yurt dışındaki Müslüman kardeşlerimize ulaştırılmasında görev üstlenmek, bu güzide kurumun mensupları için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Bu çerçevede, her bir hocamızın konuya hassasiyet göstermesi elzemdir.” şeklinde konuştu.