29 Temmuz 2022 Cuma

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Silopi Birlik Camii’nde hutbe irad etti

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Birlik Camii’nde “Hicretimiz Rabbimize Olsun” konulu hutbe irad etti, Cuma namazını kıldırdı

Aziz Müslümanlar!

İnsanlığı aydınlatmak için pek çok Peygamber gönderilmiş. Bu Peygamberlerin ilki Hazreti Âdem atamız. Daha sonra gelen Peygamberlerden Hazreti Nuh aleyhisselam. Uzun bir ömür nasip etmiş Cenab-ı Hak ona ve bu uzun ömrü içerisinde Allah’ın emirlerini, nehiylerini toplumuna anlatmış ve yerine getirmelerini arzu etmiş. Yerine getiren pek çok insan olmuş ancak bu emirler yerine getirilmediğinde ‘Nuh tufanı’ ismiyle bildiğimiz ve Kur’an-ı Kerim’de kıssası anlatılan o tufan Allah’ın emriyle meydana gelmiş. Bu tufandan kurtulmak için Hazreti Nuh aleyhisselam, Allah’ın emriyle yapmış olduğu sefinesi, gemisine almış olduğu insanlar, hayvanlar, canlılar ve varlıklarla gemisinin durması için Allah’a dua etti. Duasında; “Ya Rabbi, mübarek bir yerde gemimi istiva ettir” diye duada bulundu. Duasının ardından işte burada Cudi Dağı’nda Hazreti Nuh’un gemisi istiva etmiştir.

Değerli Kardeşlerim!

Peygamberler, Allah’tan aldıkları emirleri bazen yazılı bazen de sözlü olarak mesajlarla toplumlarına tebliğ etmişlerdir. İşte bütün Peygamberlerin getirdiği dinin ortak adı olan İslam’ın son Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam Efendimiz, Hazreti Nuh’dan asırlar sonra son Peygamber olarak Mekke-i Mükerreme’de vahye muhatap olmuştur.

Allah Resulü Efendimiz (s.a.s.) Mekke-i Mükerreme’de 13 yıl boyunca Allah’tan aldığı emirleri tebliğ etmiş ve netice itibariyle yine Rabbinden aldığı emirle insanları bir olan Allah’a inanmaya ve yalnızca O’na ibadet etmeye davet etmiştir.

Kulluk bilincinden ve ahlaki erdemlerden yoksun olan Mekkeli müşrikler bu çağrıya kulak vermediler. Müminlere her türlü baskı, zulüm ve işkenceyi reva gördüler. Öyle ki âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in hayatına kastedecek kadar ileri gittiler. Artık Mekke’de İslam’ı özgürce yaşama imkanı kalmamıştı. Bunun üzerine önce sahabe-i kiram sonra da Resûl-i Ekrem (s.a.s) vefakar insanların şehri Yesrib’e hicret etti.

Aziz Müminler!

Hicretle birlikte Yesrib, Medine-i Münevvere’ye dönüştü. Yani nurlu şehir, aydınlanmış şehir haline geldi ve Allah Resulü Efendimiz (s.a.s.) Yesrib’e, Medine-i Münevvere ismini verdi. Medeniyet güneşi oradan doğdu bütün yeryüzüne. Aydınlanmış şehir oldu Yesrib. Peygamber Mescidi, ilim ve irfan yuvası oldu. Mescid içinde kurulan mektep Suffe’de yetişen ashab ile hem Medine’nin hem de Medine dışındaki belde ve şehirlerin aydınlanma süreci hızlandı. Hak, adalet, sevgi, merhamet ve kardeşlik gibi İslam’ın yüce değerleri oradan yayıldı dünyanın dört bir köşesine.

Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” Onun için Efendimiz aleyhissalatü vesselamın isminin devamında ‘emin’ lakabı vardır. Yani ‘Muhammed-ül Emin.’ Bu şu anlama geliyor; Bizim Peygamberimizin isminin devamında ‘emin’ sıfatı olduğuna göre bizim onun ümmeti olarak her birimizin ismimizin devamında da ‘emin’ iltifatı olması lazım. Her birimiz toplumda güven veren, emniyet veren, elimizden ve dilimizden emin olunan kimseler olmalıyız.

Peygamber Efendimiz, hadis-i şerifinin devamında ise şöyle buyuruyor; “Gerçek muhacir, Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir.” İçimizde kötülüklerden iyiliğe hicret eden bir muhacir olmak zorundayız.

Evet! Hicret sadece bir mekandan diğerine yapılan fiziki bir yolculuk değildir. Zorluk ve sıkıntılardan rahatlık ve kolaylığa bir kaçış asla değildir. Hicret, inanç ve idealler uğrunda yeni ufuklara doğru zorlu bir yolculuktur. Hicret, Allah’a imanın, sadakat ve teslimiyetin, sabır ve sebatın göstergesidir. Tevhide sarılıp şirkten kaçınma iradesidir. Batıldan uzaklaşıp hakka ve hakikate yönelmenin nişanesidir. Yardımlaşma ve dayanışmanın, dostluk ve kardeşliğin destanıdır. Muhacir ise nefsinin heva ve arzularının tuzağına düşmeyen, şeytanın aldatmasına kanmayan, ulvi gayeleri, süfli tutkulara feda etmeyendir. Bir ömür helallerle yetinen, haramlardan uzak durandır. Her daim hayra koşan, Hakkın rızasını arayandır.

Aziz Müslümanlar!

Yarın yeni bir hicri yıla giriyoruz inşallah. Hicretin gerçekleştiği yıl aynı zamanda hicri takvimin de başlangıç yılıdır. O halde geliniz, geçen bir yılın, geride bırakılan bir ömrün muhasebesini yapalım. Allah ile misakımızı, Resûlüllah ile biatımızı yenileyelim. Haramlardan ve günahlardan, helal ve tertemiz bir hayata hicret için bugünü milat kabul edelim.

Bu vesileyle yeni yılınızı tebrik ediyorum. Hicri 1444 senesinin ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Hutbemi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitiriyorum; “İnanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katındaki mertebeleri pek büyüktür. Muradına erecek olanlar da onlardır.”

Aziz Kardeşlerim!

Hazreti Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam nasıl Mekke-i Mükerrere’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiyse, Hazreti Nuh aleyhisselam da bir manada işte buraya, Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Cudi Dağı’na gemisiyle hicret etmiştir. Cenab-ı Hak, Hazreti Nuh ve bütün Peygamberlerimize layık Müslümanlar olmayı hepimize nasip eylesin. Cenab-ı Hak, Peygamberler beldeleri bu beldelerde ilim, irfanla, bilgi, hikmetle yetişmeyi ve Peygamberlere layık Müslümanlar olmayı hepimize nasip eylesin.

İnşallah bugün başlatmış olduğumuz Hz. Nuh’u anma günlerini yarın onun gemisinin istiva etmiş olduğu Cudi Dağı’nda Kur’an’larla, dualarla anmaya devam edeceğiz. Rabbim, okuyacağımız Kur’an’larımızı ve dualarımızı kabul eylesin.