Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatih Camii’nde hutbe irad etti

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatih Camii’nde hutbe irad etti

24 Haziran 2022 Cuma

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul'da Fatih Camii'nde hutbe irad etti, ardından Cuma namazı kıldırdı

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatih Camii’nde hutbe irad etti

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Fatih Camii’nde hutbe irad etti

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; “Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler. Onlar ki, iman etmişler ve takvaya ermişlerdir, işte onlara hem bu dünya hayatında hem de ahirette müjdeler olsun! Allah’ın sözlerinde değişme olmaz; en büyük kazanç budur.”

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz âlimler Peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakırlar; onların bıraktıkları yegane miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.”

Aziz Müslümanlar!

Kur’an’ın rehberliğinden asla ayrılmayan, sünnet-i Rasulullah’tan asla taviz vermeyen, kamil bir mü’mini, mihrapların imamı, minberlerin hatibi, kürsülerin vaizi muhterem hocamızı, ömrünü İslam’ın inanç, ibadet, ahlak ve muamelata dair emirlerine ittiba edilmesine ve nehiylerinden ictinab edilmesine adayan bir gönül insanını Cuma gününün şu icabet vaktinde dar-ı bekaya uğurluyoruz. Bu vesileyle ilim ve irfan yolunda bir asra yakın mücadele yürüten ve bu uğurda binlerce talebe yetiştiren muhterem hocamıza Cenab-ı Hak'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, makamı âli olsun.

Aziz Kardeşlerim!

Âlimin ölümü alemin ölümü gibidir. Zira âlimler vahyi kendilerine kılavuz edinen Peygamberlerin varisleridir. Toplumları hak ve hakikate yönlendiren rehberlerdir. Geleceğimizi aydınlatan yeryüzü kandilleridir. Bu sebepledir ki, yüce dinimiz İslam'a göre ilim elde etmekten daha değerli bir çaba, âlim olmaktan daha şerefli bir makam yoktur. İnsan için uğrunda yorulmaya değer en yüce uğraş ilimdir, âlim olmaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!” İşte bu ayet-i kerime bu hakikate dikkatlerimizi çekmektedir.

Kardeşlerim!

Yüce Rabbimizin bir ismi de el-Alim’dir. Kullarına kitabı, hikmeti, kalemle yazmayı öğreten O’dur. Bilmediklerini öğreten de O’dur. Dolayısıyla ilme sarılan, Allah’ın ipine, yani din-i mübin-i İslam’a sarılmış olur. İlimden yoksun kalan ise dünyada da ahirette de hüsrana uğrayanlardan olur. Nitekim Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helak olursun!”

Aziz Müslümanlar!

Bizler asırlar boyunca Kur’an ve sünnetin izinde ilim, irfan, bilgi, hikmet ile insanlığın ufkunu aydınlatan bir medeniyetin varisleri olduk. Bugün de imanımızın ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun idrakinde olarak yeniden ilmin kılavuzluğunda, adalet ve merhametin yolunda bir toplum ve dünya inşa etmeliyiz. İlmiyle âmil, ahlakıyla nümune-i imtisal nesillerin yetişmesi için daha çok gayret göstermeliyiz.

İlmi, güzel ahlakı ve iyilik yolunda mücadele etmeyi bütünleştirmeliyiz. Medeniyetimizin mimarlarını, akıl ve emeklerini insanlığın hayrına kullanan öncü âlimlerimizi nesillerimize hakkıyla tanıtmalıyız. Unutmayalım ki, insan ilimle yücelir. Kalbini, ruhunu ve vicdanını ancak ilimle imar eder. Yaratılış gayesine ilimle ulaşır. Ahlak ve adabı ancak ilimle kuşanır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin şu hadis-i şerifini aklımızdan hiç çıkarmayalım: “Ancak şu iki kişiye gıpta edilir. Onlardan biri, Allah’ın kendisine mal verdiği ve hak yolunda o malı harcamasına imkan tanıdığı kimsedir. Diğeri ise, Allah’ın kendisine ilim ve hikmet verdiği, onunla amel eden ve onu başkalarına da öğreten kişidir.”

Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz Veda Hutbesi’nde tüm insanlara seslenerek, şöyle buyurmuştu: “Size iki şeyi emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız sürece yolunuzu sapıtmazsınız. Allah’ın Kitabı ve benim sünnetim.”

Biz de onun varisleri olarak, Allah’ın Kitabına ve Resulünün sünnetine sarılarak emanetini yaşanan bir hayata dönüştürme yolunda son nefesimize kadar çalışacağımıza söz veriyoruz. Allah Resulu aynı hutbenin sonunu şöyle tamamlamıştı: “İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?” deyince ashab-ı kiram: “Allah’ın risaletini tebliğ ettin, vazifeni hakkıyla yerine getirdin, bize nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz ya Resulallah.” dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şehadet parmağını semaya doğru kaldırdı, sonra da insanlara doğru çevirip indirerek, “Şahid ol Allah’ım, şahid ol Allah’ım, şahid ol Allah’ım.” dedi. Biz de Peygamberimizin şahitliğinin, mübeşşirliğinin, uyarıcılığının, davetçiliğinin, muallimliğinin, müderrisliğinin, mürşitliğinin varisleri olarak iyiliklerin yaygınlaşması ve kötülüklerin ortadan kalkması için vazifemizi hakkıyla yapıp, nice insanın şahitliğini alarak Rabbimizin huzuruna varma konusunda var gücümüzle çalışacağımıza, vefat etmeden, musallaya gelmeden önce bu şahitliği almış âlimlerimizin yolundan gideceğimize söz veriyoruz. Rabbim son nefesimize kadar bu hedefe kilitlenerek çalışmayı hepimize nasib eylesin.