Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “İslam dünyasını birleştirecek çalışmalara hız vermeli ve ümmet coğrafyamızı kuşatan kötülüklere karşı ortak bir tavırla birlikte hareket etmeliyiz. Bu iftar saatinde yüreklerimizi ve dualarımızı birleştirdiğimiz gibi, gücümüzü ve imkânlarımızı da tüm Müslümanlar için bir araya getirmeliyiz.” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İslam ülkelerinin büyükelçileriyle iftar sofrasında bir araya geldi.
Başkanlık yerleşkesinde düzenlenen iftar programında konuşan Başkan Arpaguş, Ramazan ayının insanın kendi iç dünyasına yönelik derin bir murakabeye, nefis muhasebesine ve neticesinde ahlâkî tekâmüle davet edildiği müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade etti.
“Diplomasi, tek taraflı dayatmanın yerine karşılıklı rızayı ikame etme sanatıdır”
İnsanın iç dünyasında ahlâkî tekâmülü hedefleyen Ramazan ayının insanlara bir başka hakikati daha hatırlattığını dile getiren Başkan Arpaguş, “O da Allah’ın insanlara emaneti olan yeryüzünün barış ve esenlik yurduna dönüştürülmesidir. Biliyoruz ki insanlığın huzuru ve uluslararası barışın muhafazası, ancak karşılıklı anlayışın tahkim edilmesi ile mümkündür. Uluslararası ilişkilerde diplomasi ve müzakere, barışın en müessir ve en meşru vasıtalarıdır. Diplomasi aynı zamanda öfkenin yerine itidali, çatışmanın yerine müzakereyi, tek taraflı dayatmanın yerine karşılıklı rızayı ikame etme sanatıdır.” şeklinde konuştu.
“Sağlıklı bir iletişime olan ihtiyaç izahtan varestedir”
Son zamanlarda küresel ölçekte gerilimlerin arttığının üzülerek müşahede edildiğini aktaran Başkan Arpaguş, “Bölgesel ihtilaflar her geçen gün daha da derinleşmektedir. Diyalog ve müzakere zemininin örselenmesi, uluslararası hukukun zayıflaması ve iletişim kanallarının tıkanması, uzun vadede telafisi güç yaralar açma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, sadece bugünün krizlerini ağırlaştırmakla kalmamakta; yarının barış imkânlarını da ortadan kaldırmaktadır. Böyle bir vasatta, sağlıklı bir iletişime olan ihtiyaç izahtan varestedir. Zira doğru kanallarla kurulacak sağlıklı bir iletişim, müşterek geleceğimizi muhafaza eden bir emniyet sübabıdır.” ifadelerine yer verdi.
“İslam düşmanlığı gibi menfur ideolojiler, birlikte yaşama hukukunu derinden yaralamaktadır”
İnsanlığın zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini anımsatan Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:
“Dünyanın farklı yerlerinde bölgesel ve insani krizlerin sayısı ve şiddeti her geçen gün artmaktadır. Savaşlar, açlık, yoksulluk ve doğal afetler gibi sorunların getirdiği zorluklar, bir yandan toplumları ekonomik ve sosyal alanda zorlarken, diğer yandan ötekine tahammülsüzlük, şiddet ve terör gibi sorunlar, hayatı yaşanmaz hale getirmektedir.
Bu süreçte ne yazık ki aşırılık yanlısı akımlar her yerde güç kazanmakta; ırkçılık, yabancı karşıtlığı ve İslam düşmanlığı gibi menfur ideolojiler, birlikte yaşama hukukunu derinden yaralamaktadır. Tüm bunların yanında hayatı kuşatan bölgesel ve küresel çatışmalar ise insanlığın ortak geleceğine kastetmektedir.”
Başta Gazze olmak üzere, Lübnan’da, Sudan’da, Somali’de, Doğu Türkistan’da, Yemen’de ve dünyanın daha pek çok yerinde Müslümanların izzetinin çiğnendiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, masum insanların inanç, düşünce ve hayat hakkına insafsızca müdahale edildiğini ve bu zulme duyarsız kalanların insanlığın vicdanında mahkûm olacağını ifade etti.
“İmkânlarımızı tüm Müslümanlar için bir araya getirmeliyiz”
Başkan Arpaguş, Müslümanların yaşanan zulümleri artık görmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Temelsiz korkulardan sıyrılarak gücünü ve imkânlarını birleştirmesi gereklidir. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır.
Bu sebeple İslam dünyasını birleştirecek çalışmalara hız vermeli ve ümmet coğrafyamızı kuşatan kötülüklere karşı ortak bir tavırla birlikte hareket etmeliyiz. Bu iftar saatinde yüreklerimizi ve dualarımızı birleştirdiğimiz gibi, gücümüzü ve imkânlarımızı da tüm Müslümanlar için bir araya getirmeliyiz.
Bizleri aynı duygularla, aynı sofra etrafında ibadet bilinciyle buluşturan Ramazan-ı Şerif, bizlere böyle bir kardeşliğin imkânını göstermektedir. Birlik beraberliğimizi, kardeşliğimizi pekiştirmek ve geleceğe taşımak için bizlere yeni bir başlangıç fırsatı vermektedir.
İnanıyorum ki vahdet şuuruyla birbirimize kenetlendiğimizde, kendi sorunlarımızı kendimiz çözme iradesi gösterebildiğimizde, İslam beldelerinin asırlardır beklediği huzur da bu beldelere kendiliğinden gelecektir. Bizlere düşen, bu ideal uğrunda sistemli ve kararlı bir şekilde var gücümüzle çalışmak olacaktır.”
İftar programına çok sayıda İslam ülkesinin büyükelçisi ile Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticileri katıldı.