8 Ekim 2021 Cuma

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Gaziantep'te hutbe irad etti

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti
  • Diyanet İşleri Başkanı Gaziantep'te hutbe irad etti

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gaziantep Ulu Camii'nde hutbe irad etti, Cuma namazı kıldırdı

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Asr-ı saadette bir adam telaşlı bir şekilde Mescid-i Nebevî’ye girdi ve gür sesiyle Peygamber Efendimize “Ya Resulullah, kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Ashâb-ı kirâm, ona susmasını işaret ettiyse de o, aynı soruyu sesini alçaltmadan üç defa tekrarladı. Resûl-i Ekrem (s.a.s), önce namazı kıldırdı, sonra da “Kıyametin ne zaman kopacağını soran kişi nerede?” diye sordu. Adam, “Benim, Yâ Resûlallah.” diye cevap verdi. Peygamberimiz, “Peki sen kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu. Soruyu soran kişi bu defa “Benim çok fazla amelim yok ya Resulullah. Fakat ben, Allah ve Resûlü’nü gerçekten çok seviyorum.” deyince, Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir, sen de sevdiğinle beraber olacaksın.”  buyurdu.

Böylelikle Allah Resûlü (s.a.s), kıyametin ne zaman kopacağıyla ilgilenilmesinden ziyade ahiret için hazırlık yapılmasının ne kadar önemli bir şey olduğunu ümmetine hatırlatmıştır.

Kardeşlerim!

Dünya insan için bir imtihan yeri ve misafirhanedir. Mülk Suresi’nin ilk ayetlerini hatırlayalım: Mülkü elinde bulunduran Allah’ın adı ne yücedir. Kainatın ve içindekilerin Sahibi ve yine kainatı ve içindekilerini idare eden Allah, O’nun adı ne yücedir. O, her şeye kadirdir. Onun gücü her şeyin üzerindedir. Ölümü de hayatı da yaratan O’dur. Sizi imtihan etmek için. Bakalım hanginiz daha güzel işler yapıyorsunuz, hanginiz daha güzel amel işliyorsunuz, hanginiz ibadetlerinizi daha güzel yapıyorsunuz diye sizi imtihan etmek için yarattı.

Aziz Kardeşlerim!

Ahiretin tarlası ve ona hazırlık yeridir dünya. Ahiret ise, kulluk yolculuğumuzun sonsuzluk durağıdır. Bizim asıl yurdumuz ve ebedi meskenimizdir. Ahiret, dünyada iken ektiklerimizi biçeceğimiz, büyük veya küçük, iyi ya da kötü bütün yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz yerdir.

Aziz Müslümanlar!

Ahirete iman etmek, hayatımıza, tutum ve davranışlarımıza anlam katar. Yaratılış gayemizi idrak etmemizi sağlar. Rabbimize imanımızı, ibadet ve itaatimizi güçlü kılar. Canlı cansız bütün mahlûkata karşı sorumluluk bilinci kazandırır. Meşhur İslam alimi yaklaşık bin sene önce insanları kötülüklerden uzaklaştırmanın yolunun üç sorumluluğa dayandığını ifade etmektedir. Birincisi, vicdani sorumluluk. Vicdanları öyle eğitmemiz gerekir ki insanları kötülüklerden uzak tutsun. İnsanoğlu vicdanına söz dinletemediği zaman devreye kanunlar, mahkemeler girer. Kanunlarla insanları kötülük yapmaktan engelleyebilirsiniz. İmam-ı Gazali, insanoğlunu kanunlarla da engelleyemediğiniz zaman devreye ahiret inancı girer diyor.

Bu dünyada yaptığımız her şeyin karşılığını öbür dünyada vereceğimiz hakikatini aklımızdan çıkarmazsak işte o zaman hep iyiliklerle meşgul oluruz, ibadetlerimizi ihmal etmeyiz, Rabbimizin emirlerini yerine getirir, haramlarından, yasaklarından, kötülüklerden uzak dururuz. Günde beş vakit namazımızda Fatiha Suresi’nde Rabbimiz bunu bize esasında hatırlatıyor. Meliki yevmiddin, bu anlama gelmektedir. Dikkat et, hesap vereceksin demektir. Din gününün, hesap gününün Sahibini unutma demektir. Hesabını vereceği gerçeğini, hakikatini aklından çıkarmayan, unutmayan insan kötülük yapmaz. Meliki yevmiddin’i çok tekrar edelim. Sadece namazda değil, namaz dışında da aklımızdan hiç çıkarmayalım. Hesap vereceğiz bir gün.

Aziz Kardeşlerim!

Ahirete iman eden kişi, ilahi bir gözetim altında olduğunun bilincindedir. Daima ölçülü ve dengelidir. Affedicidir, bağışlayıcıdır, hoşgörülüdür. Zorluklar karşısında sabırlı ve metanetlidir. Hiçbir zaman ümidini yitirmez, daima Allah’a tevekkül eder. Huzuru ve mutluluğu, O’na imanda ve O’nun rızasını kazandıracak amellerde arar. Zira mümin, bilir ki, “Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” Rabbimizin bu uyarıları, bu hatırlatmaları bütün insanlığı kötülüklerden uzaklaştırmaya, iyiliklerle beraber olmaya yöneliktir.

Kardeşlerim!

Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Ben, dünyada bir ağacın altında gölgelendikten sonra yola koyulup orayı terk eden bir yolcu gibiyim.” Evet, hepimiz ahiret yolcusuyuz. Bir misafir misali konakladığımız bu dünyadan göç edeceğiz. O büyük gün geldiğinde, dünyada yapıp ettiklerimizle hepimiz yüzleşeceğiz. Amel defterimiz elimize verilecek, adalet terazileri kurulacak ve hesaba çekileceğiz. Her iyiliğimizin mükâfatını göreceğimiz gibi, her günahımızın da hesabını vereceğiz. Ne mutlu, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışanlara! Ne mutlu, mahşer günü kitabı sağından verilenlere! Razı olacakları bir hayat kendilerine bahşedilenlere ne mutlu.

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemi Rabbimizin şu ayet-i kerimesiyle bitiriyorum: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”