Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, ÜLKE TV’de Dr. Erkan Aydın’ın sunduğu "Endülüs’te Ramazan" programının yayın konuğu oldu.
Başkan Arpaguş, Ramazan-ı Şerif’in ümmet-i Muhammed’e hayırlar getirmesini Cenabıhak’tan niyaz ettiğini belirterek, “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu kurtuluş olan bu güzel günlerin; Cenabıhakk’ın rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle daha yoğun bir dini hayatın yaşanarak inşallah bir ömrü kazanabileceğimiz, bin aydan daha hayırlı bir Kadir Gecesi’ne ulaşmayı; sonrasında bu güzel ibadetlerimizle, oruçlarımızla, mukabelelerimizle yaşamış olduğumuz bu mübarek ay sonunda sağlık ve afiyetle bir bayrama kavuşmayı bütün ümmetimiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün din kardeşlerimiz için temenni ediyor, Cenabıhak’tan niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.
2026 yılı Ramazan ayı temasının “Ramazan, Cami ve Hayat” şeklinde belirlendiğini hatırlatan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Camilerimizde, gençlerimizle, yaşlılarımızla, hanımlarımızla, erkeklerimizle hep beraber Ramazan-ı Şerif’in coşkusunu, o dua ikliminin, o manevi atmosferin daha canlı yaşanmasını hedef aldık. Dolayısıyla irşat programlarımızla, mukabelelerimizle camideki hayatın daha aktif, toplum yararına neler yapabiliriz düşüncesinden hareketle, insanlarımızı camiye teşvik etmek; camide toplayabilmek, camide bir araya gelebilmek, toplumun kaynaşması ve hemhal olabilmesi için caminin ciddi manada rol üstlenebilmesi için bu yıl ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ diye hayatımızın camideki kısmını daha fazlalaştıralım. Camideki kazanımlarımızın toplum hayatının şekillenmesinde ve düzenlenmesinde daha aktif rol alalım düşüncesiyle böyle bir tema belirledik. Bunun için de elhamdülillah bütün personelimiz; imamlarımız, müezzinlerimiz, vaizlerimiz, müftülerimiz bu 30 günlük Ramazan ayı boyunca bu temayı hayata geçirmeye ve insanlarımızla, toplumumuzla bir araya gelmeye çaba ve gayret göstererek bu kutlu ayı ihya etmeye çalışacağız inşallah.”
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in toplumunda canlı bir şekilde anılması ve güzel ahlakından örneklerin anlatılması için çeşitli çalışmaların yapıldığını ifade eden Başkan Arpaguş, “Bin 500 yıl da geçse Efendimiz’in (s.a.s.) insanlık için evrensel misyonunun, son peygamber oluşunun getirmiş olduğu hakikat ve hikmetlerin insan hayatına ve topluma ne derece faydalı, insanlığın hayatiyeti açısından ne derece önemli olduğunun bilincini topluma yaymak.” diye konuştu.
Başkan Arpaguş, “Bu noktada özellikle o misyonun, Efendimiz’in (s.a.s.) o çağrısının gerek iman etmiş müminlere irşat olarak hatırlatma ve anlatma babında, gerekse bu çağrıya henüz ulaşmamış olan ve ümmet-i davet dediğimiz topluma ulaştırmak adına tebliğ misyonumuzu da hatırlayarak; irşat ve tebliğ görevlerimizle birlikte Efendimiz’i (s.a.s.) ve onun getirdiği hakikatleri, Yüce Kitab’ı hem mümin topluma hem de onu ulaştırmakla vazifeli olduğumuz gayrimüslim toplumlara ulaştırmak gibi bir misyonla, 1500. yılda daha aktif, daha görünür, daha özel programlarla bunu yad etmek gibi düşüncenin bir sonucu olarak buna karar vermiş bulunuyoruz.” şeklinde konuştu.
Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:
“Efendimiz’in (s.a.s.) Medine-i Münevvere’ye hicretinden sonra hayatiyeti cami merkezli yapması; Mescid-i Nebevi’yi hem bir okul hem bir idare merkezi, toplumun ihtiyacı olan her şeyi, bir devleti oradan yönettiği bir mescitten bahsediyoruz. Hayatın tamamen içinde ve her alanına hitap edebilen bir mescittir Mescid-i Nebevi. O örneklik, 1500 yıl geçse de bizim için önemlidir. Dolayısıyla Efendimiz’in (s.a.s.) bu bağlamdaki örnekliği bize, 1500 yıldır özlemini çektiğimiz ve hasretiyle; ona ümmet olabilmenin, ahirette ona yakın olabilmenin, o kurbiyetin ateşiyle yandığımız bir dönemde cami ile toplum arasındaki bağı nasıl kurduğu örnekliğinden hareket ederek, bizler inşallah cami ve hayatta 1500 yıldır yaşayan bir hakikati tekrar toplumumuza, ferdimizin hayatına kazandırma gayretidir bizimkisi.”
“Kur’an, insanlara hidayet rehberidir”
Ramazan-ı Şerif’in insanlar için anlam dünyası çok geniş bir zaman dilimine işaret ettiğini aktaran Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:
“Kur’an’ın indiği aydır. Kur’an, insanlara hidayet rehberidir; hakikati ve doğru yolu gösteren rehber bir kitaptır. Dolayısıyla Ramazan ayının en büyük şerefi, ayet-i kerime ile Kur’an-ı Mübin’in haber vermesiyle onda Kur’an’ın inzal olması. İlahi hitapla insanoğlunun muhatap alındığı aydır. Dünya hayatının tanzim edilmesi, ferdin hayatının ve ebedi hayatı kazanma yollarının anlatıldığı Yüce Kitabın hediye edildiği aydır bir anlamda. Dolayısıyla Kur’an’ın nazil olduğu ay, bizim için öncelikle Kur’an-ı Kerim ile yeniden bir ilişki, yeniden bir bağ kurmamız için en önemlisidir. Mukabele geleneğimiz özellikle Ramazan ayında her müminin Kur’an-ı Kerim’i baştan sona okumak, tamamlamak, bunu hem geçmişlerine hediye etmek hem de Kur’an-ı Mübin’in satır aralarındaki unutulabilecek bazı şeyleri tekrar hatırlamak kabilinden böyle bir geleneğimiz var. Güzel sesli hafızlarımız okur; evlerimizde köşemize çekilir, okur ve tefekkür ederiz.”
“Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır”
İnsanların Kur’an-ı Kerim ile bağının sadece Ramazan ayında değil, hayatın her anında canlı tutulması gerektiğini anlatan Başkan Arpaguş, “O, bize hem manevi bir mutluluk ve tatmin, hem de toplum hayatımızda o düsturlarla yaşadığımız sürece toplum hayatımızda daha düzgün, ilişkilerimizde daha muhabbetli, insanlarımızın birbirine karşı davranışlarında daha dengeli bir toplumu ve hayatı yakalamamıza vesile olur. Bunun yanında Cenabıhak, Kur’an’ın inzal olduğu Ramazan ayında öyle bir geceye işaret eder ki Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Öyle bir şey ki 80 küsur yıla tekabül eder bin ay. Bin aylık bir hayat, yaklaşık bir gecede telafi edilebilecek bir imkan sağlamış olur bize. Kur’an’ın bize gönderildiği o kutlu gecede kendimizi tekrar bir muhasebeye alırsak ki, Efendimiz (s.a.s.) ‘Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.’ buyurur.” ifadelerini kullandı.