Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş'tan Ramazan Bayramı Mesajı
Zaman, insana emanet edilen en kıymetli hazinedir. Ömür sermayesi durmaksızın akıp giderken insanın bu yolculukta en büyük kazancı, vaktin değerini hakkıyla idrak edebilmesi ve onu en güzel şekilde değerlendirebilmesidir.
İşte ramazan ayı, bizlere vaktin önemini yeniden hatırlatan, hayatın geçici telaşları içinde yorulan kalplerimizi ibadet bilinciyle imar eden, iman, sabır ve şükür denkleminde yaşamayı öğreten ilahi bir mektep oldu. Bizler, oruç ibadetiyle açlık ve susuzluk karşısında sabrı öğrendik. Sahip olduklarımızın kıymetini daha iyi idrak ederek şükre yöneldik. Sahur ve iftar sofralarında kardeşliğimizi pekiştirdik. Camilerin manevi ikliminde huzur bulduk. Mukabele meclislerinde ilahi kelamın nuruyla ruhlarımızı aydınlattık. İtikâfın derûnî ikliminde iç dünyamızı yeniden inşa etme fırsatı bulduk. Zekat, sadaka ve infaklarımızla Rabbimizin rızasını kazanmaya çalıştık. Bize yaşattıkları ve öğrettikleri ile ramazan ayı, hayatımızda silinmez izler bıraktı. Şimdi bizlere düşen, bu kutlu ayda elde ettiğimiz tüm güzellikleri hayatımızın tamamına yaymaktır. İman, ibadet ve iyilik yolunda attığımız adımları bundan sonra da büyük bir azim ve kararlılıkla devam ettirmektir. Zira kulluk, bir aya hasredilmeyecek kadar büyük, hayatın tamamını kuşatacak kadar uzun bir yolculuktur.
Bugün Rabbimizin bizlere lutfettiği bu müstesna mevsimin, mübarek Ramazan-ı Şerif’in ardından bayrama kavuşmanın huzur ve sevincini yaşıyoruz. Bu kutlu vakte ulaşmayı bizlere lütfeden Rabbimize sonsuz hamd ediyoruz.
Biliyoruz ki bayramlar, müminlerin sevinç ve neşe günleridir. Bayramlar, kardeşlik bilincinin güçlendiği, muhabbet ve dayanışmanın çoğaldığı ve bizi biz yapan değerlerin hayat bulduğu bereketli zamanlardır. Bu sebeple bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim. Kalplerimizi daraltan kırgınlıkları ve küskünlükleri bir kenara bırakıp gönüller kazanmaya, iyilikleri çoğaltmaya çalışalım. Bayram vesilesiyle başta aile büyüklerimiz olmak üzere eş, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek onların hayır dualarını alalım. Dâr-ı bekaya irtihal eden yakınlarımızı rahmetle yâd edelim. Bayram sevincinden mahrum kalan yetim, öksüz, garip, hasta ve yaşlıların da bayram sevinci yaşamalarına vesile olalım.
Ne yazık ki bugün gönül coğrafyamızın pek çok yerinde kardeşlerimiz bayram sevincine hasret yaşamaktadır. Filistin’de, Lübnan’da, Yemen’de, Sudan’da, Somali’de, İran’da ve dünyanın daha pek çok bölgesinde Müslümanlar, emperyalist güçlerin menfur emellerine kurban edilmektedir. Hak, hukuk, vicdan ve ahlak tanımayan odaklar tarafından binlerce insan hunharca katledilmektedir. Körpecik bebekler ömürlerinin baharında hayattan koparılmakta, masum insanlar yurtlarından edilmekte ve Müslümanlara hayat zindan edilmektedir. Dolayısıyla bugün İslam’ın kardeşlik bilincine, ümmet şuuruna, dayanışma ve yardımlaşma anlayışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum kardeşlerimizin acılarına karşı daha duyarlı olmak zorundayız. Maddi ve manevi tüm imkânlarımızla onlara destek olmak mecburiyetindeyiz. Bilmeliyiz ki Ankara ile Tahran’ın, Kudüs ile Rabat’ın, Kahire ile Cakarta’nın, Riyad ile İslamabad’ın, Şam ile Saraybosna’nın kaderi birdir. İslam beldelerinde yaşanan bütün acılar bizim acımız, bütün sevinçler bizim sevincimizdir. Bu mühim hakikati hakkıyla idrak edip Müslümanların vahdetine vesile olacak azmi kuşandığımızda elbette bayramlar gerçek anlamını bulacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve âlem-i İslam’ın Ramazan Bayramı’nı içtenlikle tebrik ediyorum. Bu mübarek günler vesilesiyle Müslümanlar arasında sevgi, kardeşlik, dostluk duygularının pekişmesini; İslam beldelerine barış, huzur ve güven ikliminin hakim olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ
Diyanet İşleri Başkanı
