Paylaş Twitter Facebook Whatsapp
7 dk okunma süresi 1 Ekim 2026 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı

 

  • Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı
  • Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı
  • Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı
  • Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Bugün 150 bine yakın meslektaşımız, ülkemiz genelinde ve dünyanın farklı bölgelerinde ibadetten eğitime, aileden gençliğe, manevi rehberlikten dini danışmanlığa kadar pek çok alanda hizmet üretmekte ve Başkanlığımızın kuşatıcı perspektifini temsil etmektedir.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, 15 Temmuz Milli İrade Şehit Ali Alıtkan Konferans Salonu’nda düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası Açılış Programı’na katıldı.

Başkan Arpaguş, yaptığı konuşmada, 2011 yılından beri Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın belli bir tema ekseninde ihya edildiğini hatırlatarak, bu seneki temanın “Cami ve Sosyal Hayat” olarak belirlendiğini açıkladı.

Hafta münasebetiyle söz konusu tema çerçevesinde gerçekleştirilecek programlarla, asrısaadetten bu yana camilerin bireysel ve toplumsal hayattaki yerini ve önemini yeniden tefekkür etme imkânı bulacaklarını kaydeden Başkan Arpaguş, Efendimiz (s.a.s.)’in örnekliğinden hareketle camilerimizin temsil ettiği değerleri çağın imkân ve şartları çerçevesinde hayata taşımanın yollarının aranacağını belirtti.

“Camiler, tarih boyunca sosyalleşmenin en güçlü zemini olmuşlardır”

Camilerin her şeyden önce inancımızın en görkemli sembolleri olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Her bir cami, bir ibadet mekânı olmanın yanında, bir istikamet pusulasıdır. Bir tevhit nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik, beraberlik, dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştiren, gönülleri kaynaştıran ülfet ve muhabbet mekânıdır. Bu yönüyle camiler, sahip oldukları manevi atmosferin de etkisiyle, tarih boyunca sosyalleşmenin en güçlü zemini olmuşlardır.” ifadelerini kullandı.

Camilerin Müslümanların ruhunu ilim, irfan ve hikmetle beslediğini; onlara İslam’ın ufkuyla hayata bakmayı öğrettiğini ve aynı zamanda kulun Rabbiyle irtibatına bir derinlik ve süreklilik kazandırdığının altını çizen Başkan Arpaguş, “Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Medine’de inşa ettiği Mescid-i Nebevî örneğinde olduğu üzere İslam medeniyetinde toplumsal düzen ve şehirleşme, daima mabet merkezli bir şekilde gelişim göstermiştir. Mescid-i Nebevî ve Medine örnekliğinden hareketle Müslümanlar, geçmişten bugüne evlerini bir mabedin çevresine ve genellikle ezan sesinin işitildiği bir menzile inşa etme gayretinde olmuşlardır.” şeklinde konuştu.

“Camiler, birleştirici ve bütünleştirici konumlarıyla temayüz etmiş mekanlardır”

Mahallelerin sınırlarının mabede olan mesafelerine göre belirlendiğini anımsatan Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Böylece camiler, hayatın tam kalbinde yer alan, tüm sosyal hayatı kuşatan, birleştirici ve bütünleştirici konumlarıyla temayüz etmiş mekanlardır. İslam toplumlarında sosyal hayatın cami merkezli seyretmesinin bir uzantısı olarak iktisadi hayatın da cami etrafında temerküz ettiğini görüyoruz. Nitekim camileri çevreleyen arastalar, bedestenler ve dükkânlar, yüzyıllar boyu ticaretin nabzının attığı, helal kazancın peşinde koşulduğu, önemli mekânlar haline gelmiştir. Bu durum ise ticaretin, camilerin temsil ettiği ahlaki sınırlar içerisinde işlemesini temin etmiştir.”

“Günde beş vakit minarelerden okunan ezanlar, Müslümanlara Allah’ı hatırlatmış, cemaate davet etmiş, namazı ve zekâtı ikame etmelerini temin etmiş ve onları ahiret hayatına hazırlamıştır.” diyen Başkan Arpaguş, “Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten allak bullak olacağı bir günden korkarlar.” ayet-i kerimesine işaret ederek, “Müslümanların dünyevî meşgaleleri, onları, Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten ve daha da önemlisi bir gün herkesin Allah’a hesap vereceği bilincinden uzaklaştırmamıştır.” dedi.

“Sosyal sorumluluklar, camilerin topluma kazandırdığı ruh ile hayat bulmuştur”

Camilerin, sosyal sorumluluk açısından önemli fonksiyonlar icra ettiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yoksulların gözetilmesi, yetimlerin ve kimsesizlerin himaye edilmesi gibi sosyal sorumluluklar, camilerin topluma kazandırdığı ruh ile hayat bulmuştur. Bilhassa merkezi konumdaki camilerin müştemilatında kurulan imarethaneler, şifahaneler, yetimhaneler ve vakıflar, bu müstesna mekânların söz konusu fonksiyonunu belirgin bir şekilde öne çıkarmıştır.

Bir düğünün sevinci, bir cenazenin hüznü, bir hastanın duası ve bir yoksulun umudu, daima camilerimizin çevresinde toplumsal bir karşılık bulmuştur. Bu itibarla camilerimiz, İslam medeniyetinin insanı kuşatan ve hayatı bütüncül bir şekilde ele alan yaklaşımının da en bariz sembolü olmuştur.”

Başkan Arpaguş, “İslam medeniyetinde camilerin bir diğer işlevi ise yine Rasûlullah Efendimizin (s.a.s.) mescidinde gördüğümüz ‘Suffe’den hareketle yaygın din eğitimi kurumu olarak faaliyet göstermeleridir.” diye konuştu.

“Camilerimiz, bütün bir hayatın ulvi bir gaye üzere yaşanmasına önemli katkılar sunmuştur”

Geçmişten günümüze Kur’an’ın ahkâmı ve ahlakı camilerden hayata taşındığını, toplumun zihin ve gönül dünyasının camilerin gölgesinde mamur olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, “İnancı ahlaka, ibadeti bilince, kulluğu sorumluluğa, bilgiyi amele ve toplumsal faydaya dönüştüren yönüyle camilerimiz, bütün bir hayatın ulvi bir gaye üzere yaşanmasına önemli katkılar sunmuştur, sunmaya da devam edecektir inşallah.” ifadesini kullandı.

Başkanlığın camilerin bu rolünü daha da güçlendirmenin gayreti içinde olduğunun altını çizen Başkan Arpaguş, “Ancak, işimizin kolay olmadığının da bilincindeyiz. Zira yaşadığımız çağ, pek çok değeri aşındırmaktadır. Tarihimizden tevarüs ettiğimiz yüce değerler, ne yazık ki bugün hem bireyin iç dünyasında hem de toplumsal hafızada bir hayli örselenmektedir.” şeklinde konuştu.

Hızlı kentleşme ve bireyselleşme eğilimlerinin yoğunlaştığı günümüzde camilerin temsil ettiği değerlerin de zamanla hayatın dışına itildiğine üzülerek şahit olunduğunu aktaran Başkan Arpaguş, “Bu durum, aynı inanca sahip gönüllerin arasına yapay duvarlar örülmesine, sosyal bağların gitgide zayıflamasına ve insanların kalabalıklar içinde bile yalnızlık yaşamasına sebep olabiliyor.” dedi.

“Müslümanın camiye yabancılaşması, kendi kimliğine ve değerlerine yabancılaşması demektir”

Pek çok insanın kendi kabuğuna çekildiği bu dönemde inanç, kimlik, aidiyet gibi sabitelerin ve hayatı anlamlı kılan değerlerin muhafazası daha bir önem arz ettiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Bu da ancak cami, cemaat ve ibadet bilincinin güçlendirilmesiyle temin edilebilir. Zira bir Müslümanın camiye yabancılaşması, kendi kimliğine ve değerlerine yabancılaşması demektir. Namazdan uzaklaşması, hayata anlam veren ruh ve mihveri kaybetmesi demektir.” ifadelerine yer verdi.

İnsanın insanla, toplumla ve mekânla ilişkisinin doğru ve sürdürülebilir bir şekilde yeniden tesis edilmesi gerektiğini anlatan Başkan Arpaguş, “Bu irtibat güçlendikçe elbette toplumda manevi dirlik artacak, birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma ruhu daha sağlam bir zemine oturacaktır.” dedi.

Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Onun için vatandaşlarımızdan ve tüm kardeşlerimizden özellikle şunu istirham ediyoruz. Modern kent yaşamının ve mesai anlayışının tüm zorluklarına rağmen camiyi hayatın merkezinde tutmaya lütfen gayret edelim. Kendimiz cemaate devam ettiğimiz gibi çocuklarımızı ve gençlerimizi de namazlarını camilerde cemaatle kılmaya ve cami merkezli etkinliklere katılmaya teşvik edelim.”

Müftülere, vaizlere, cami ve Kur’an kursu görevlilerine büyük sorumluluklar düştüğünü aktaran Başkan Arpaguş, hangi unvanla anılırsa anılsın her bir Başkanlık görevlisinin, bu toplumun maneviyat önderi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Doğumdan ölüme hayatın tüm dönüm noktalarında, tüm özel anlarında milletimizin yanında yer alan görevlilerimiz, milli ve manevi değerlerin gelecek nesillere taşınması ve sosyal dokunun söz konusu değerler çerçevesinde güçlendirilmesi hususunda milletimize önderlik etmektedir. Özellikle hastalık, yas, kriz ve afet dönemlerinde insanımızın manevi direncine büyük katkılar sunmaktadır.”

“150 bine yakın meslektaşımız, Başkanlığımızın kuşatıcı perspektifini temsil etmektedir”

Başkan Arpaguş, “Bugün 150 bine yakın meslektaşımız, ülkemiz genelinde ve dünyanın farklı bölgelerinde ibadetten eğitime, aileden gençliğe, manevi rehberlikten dini danışmanlığa kadar pek çok alanda hizmet üretmekte ve Başkanlığımızın kuşatıcı perspektifini temsil etmektedir.” diye konuştu.

Başkan Arpaguş, toplumsal dayanışma ve bütünleşmenin en önemli harcı olan Diyanet İşleri Başkanlığının tüm mensuplarıyla birlikte üstlendiği bu çok boyutlu rolün, hiç şüphesiz hem bireysel huzur hem de toplumsal barış açısından büyük bir öneme sahip olduğuna da dikkati çekti.

“Bizler milletimizin aklına, kalbine ve manevi hayatına rehberlik eden bir teşkilatın mensuplarıyız”

Diyanet İşleri Başkanlığının bütün hizmetleri, Başkanlık personelinin azimli, özverili ve gayretli çalışmalarıyla başarıya ulaşacağını kaydeden Başkan Arpaguş, “Bu sebeple her birimiz, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. Çalışmalarımızı aşkla, heyecanla, kararlılıkla ve fedakârlıkla sürdüreceğiz. Kimseyi ötekileştirmeden, dışlamadan, ayrıştırmadan hizmet üretmeye devam edeceğiz. Bütün hizmetlerimizi medeniyet değerlerimizden hareketle Başkanlığımızın kuşatıcı ufku ekseninde yürütme gayretinde olacağız. Çünkü bizler, milletimizin aklına, kalbine ve manevi hayatına rehberlik eden bir teşkilatın mensuplarıyız.” şeklinde konuştu.

Yüce dinimiz İslam’ın bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle Allah’ın rızasını gözeterek hareket edilmesi gerektiğini aktaran Başkan Arpaguş, “İnanıyorum ki bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirdiğimizde ve camilerimizin temsil ettiği değerleri özümseyerek hayata taşıyıp yücelttiğimizde, toplumun kalbi camilerimizde atmaya devam edecektir.” dedi.

“Bu inanç ve anlayışla vatanımızın dört bir yanında ve dünyanın pek çok yerinde büyük bir aşk ve heyecanla çalışan imamlarımıza, müezzinlerimize, Kur’an kursu öğreticilerimize, eğitim görevlilerimize, vaizlerimize, müftülerimize, başkanlık merkezimizin yöneticilerine, unvanı ve statüsü ne olursa olsun teşkilatımızın her bir kademesinde hizmet üreten tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullanan Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle tamamladı:

“Geçmişten bugüne hizmetlerimize her zaman teveccüh gösteren, Diyanet İşleri Başkanlığı’mıza büyük bir güven duygusuyla sahip çıkan, çalışmalarımızı destekleyen, devlet büyüklerimize ve kadirşinas milletimize şükranlarımı arz ediyorum. Bu vesileyle tüm mensuplarımızın ve milletimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı tebrik ediyorum. Çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını yüce Rabbimizden niyaz ediyor; tekrar hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”

Programa Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Dr. Hafiz Osman Şahin, Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticileri ile Başkanlık personeli katıldı.